0-2

   Merhaba blog. Uzun bir aradan sonra tekrar yazmak için geldim.Sana bugün son iki ayımı anlatmak istiyorum.

   Senin haberin yok tabi ben aslında '' Evim Evim Güzel Evim '' isimli bir yayın oluşturmuştum. Bu yayında aile evimde gerçekleşen gariplikleri anlatacaktım. Ancak benim '' mezun olma '' işi ertelendi. Projeden kaldığımı öğrendiğimde Kütahya'ya ağabeyimin yanına gidiyordum. Nasıl sinirim bozulduysa Kütahya'da kaldığım iki gün zarfında Balıkesir'de iş ve yeni bir ev buldum. Ardından hemen gelip yeni evime yerleştim ve işe başladım.

    11 Ocak 2017'de terk ettiğim Balıkesir'e 15 Ocak 2017'de geri döndüm.

   Son zamanlarda fark ettim ki başıma gelen her hadisenin nedenini aramak bana büyük haz veriyor. Yani o kadar pılımı pırtımı toplayıp Eskişehir'e gittikten sonra buraya geri dönmemin bir nedeni olmalıydı. Bu nedenin bir kadın olduğunu düşünmüştüm en başında. Çünkü elimdeki tek sıcak olay oydu Balıkesir'e dair napiyim abi. Neyse işte öyle veya böyle ...

  Evlerine üçüncü olarak geldiğim insanlarla daha öncesinden tanışıyorduk.Daha doğrusu birisiyle baya tanışıyorduk ancak diğeriyle bir iki sohbetten ibarettik. Evi ilk gördüğümde şok olmuştum. Aşırı beğendim. Bugüne kadar kaldığım altı ev arasında şüphesiz en güzeliydi. İnanılmaz ferah ve güzel bir manzaraya sahip bir salon , kapıcısı olan bir apartman , güzel bir küveti olan banyosu , vintage ev mobilyaları , salonda bir adet plak çalar ... Daha ne olsun abi ...

   Ev işi beni mutlu etmişti. Sıra iş mevzusunda...

   Patronumla ilk konuşmada para konuşmadık hiç. Hakkımı verir diye düşünüyordum. Beni çok zorlamayacak işler yapılıyordu ofiste. Sabah 9 akşam 6 çalışma saatleri ve günlük 50tl ücretle çalışmaya başlamıştım.

   Bu arada yavaş yavaş ev arkadaşlarımın yakın arkadaşlarıyla tanışmaya başladım. Balıkesir'de tanıdığıma memnun olduğum bir çok insanla karşılaşmaya başladım bu sayede. Bilen bilir Balıkesir bir gence eğlenmek için çok fazla fırsat sunmaz. Burada eğlenebilmenin tek yolu birlikte vakit geçirmeyi sevdiğin insanlardır. Bu yüzden günler güzel geçme başladı. Zaten sabah 9'da işe git akşam gel 6'da yemek ye dışarda bir çay iç sohbet muhabbet derken pertim çıkıyordu sonra gidip uyuyordum. O aralardaki çay içme seanslarını ve tek tatil günüm olan Pazar'ı elimden geldiğince bu insanlarla geçirmek için çabalıyordum.

   Günler böyle akıp giderken ev ahalisi olarak finansal sorunlar yaşmaya başladık ve başta Anıl olmak üzere hepimiz bu durumdan etkilenmeye başladık. Öğrencilik zamanlarında kim yaşamaz ki böyle olaylar. Yani gayet normal bir durum aslında. Ancak ben Balıkesir'e dönme şartı olarak kendime '' çalışıp kendi paramı kazanma ''yı koymuştum. Ee malum 6. senemdeyim ve aileme yük olmak artık çok can sıkmaya başladı. Bu yüzden ailemden herhangi bir para desteğini asla kabul etmiyordum. Diğer iki arkadaşımın da kendilerince sıkıntıları vardı. Bir şekilde bu durumu da eğleceli hale getirmesini başardık haftalar sonra.

   Bu olaylar süre gelirken bir yandan da briç öğrenmeye başladım. Anıl ve Ahmet birlikte okulun briç kulübüne gidiyormuş. Beni de davet ettiler ben de yeni birşeyler öğrenme aşkıyla koşarak gidiyordum her iş çıkışı. Dışardan bakıldığında sıradan bir kart oyunu gibi gözükse de gerçekten öğrenmesi zaman alan bir oyun. Ama bu zorluğu beni daha da bağladı bu oyuna. İçten içe hırs yaptım sanırım '' öğrenirim lan ben bunu '' gibisine ...

   Balıkesir'e dönme sebebim olarak gördüğüm hanımefendiyle de bu aralarda sürekli sohbet muhabbet devam etti. Aramızda bir yakınlık vardı ancak ben ne olduğunu cidden kestiremiyordum ve artık kadın-erkek ilişkilerinde taktik strateji yapma işleri beni ziyadesiyle yormuş olsa gerek birgün oturup konuşalım dedim ve bahsettim duygularımdan. Haliyle teklifte bulunduktan sonra reddedilen insanların 10'da 9'unun aldığı türden bir cevap aldım ve dedim ki '' meğer bu arkadaş değilmiş benim buraya dönme sebebim. Bakalım neymiş ? Aramaya devam ... ''

   İş yerinde yavaş yavaş çatlaklar oluşmaya başladı. Biraz benim sorumsuzluğumdan biraz onun saçma patron triplerinden dolayı çalışmayı bırakmaya karar verdim ve maaşımı aldığım günün akşamı istifa edip yeni iş aramaya başladım. Ama havalar da düzelmeye başladığı için bir yandan da gidip dört duvar arasında çalışmak inanılmaz bir zorluk gibi geliyordu.

   Kültür sahibi , sohbeti güzel , espri anlayışı olan bir sürü arkadaşımla birlikte güzel günler geçirmeye devam ettiğim sıralarda briç ekibinde bir ablamıza gönlümün kaymaya başladığı fark ettim. Kendisi benden binlerce kat güzel briç oynuyor. Ben de bu durumu fırsata çevirmek adına bana briç öğretmesini istedim ondan. Hali hazırda hala bana destek oluyor sağolsun. Hatta bugün aramızda yaptığımız turnuvada 1.lik aldı ve madalyasını bana hediye etti. Buradan birşey çıkarmaya gerek yok çünkü kız madalyayı verirken '' bende çok var zaten napcam al senin olsun '' dedi ... Gerçi ben de bu turnuvalardan birisinde üçüncü oldum ve madalya kazandım ama olsun ...

   Briç ekibinde Mert isimli bir çocukla da tanıştım. Bizimkilerle daha öncesinden samimiyeti varmış. Bilgisayarlarla arası baya iyi falan diye anlatmışlardı. Birgün kafede Anıl'la kolay para kazanma geyikleri yaparken bize site ve uygulama işlerinde güzel paraların olduğunu ancak bunlar için güzel fikirlere sahip olmamız gerektiğini söyledi. Eğer ona güzel fikirler götürürsek bunları sanal aleme döküp bize para kazandırabileceğini söyledi. Ben de bu konuşmadan birkaç gün sonra bir fikirle gittim karşısına. Fikri beğendi ve çalışmaya başladığını söyledi.

   Bu arada ekonomik krizi atlattık ve işler rayına girdi bir şekilde. Şuan bu yazıyı sıcacık salonumda saat sabah 06.32'de yazıyorum.

   Bu iki ayın sonunda Balıkesir'e geri dönmeme neden olma ihtimali olan iki şey görüyorum. Ya Özge hanım ya da şu bizim program işi. Bakalım 2 ay sonra bugün bu iki seçenekten elenen veya kesinleşen birşey olacak mı ?

   23.03.2017
   06.35
 

Yorumlar